Güz yağmurları düşmüş
Sevdamın alacakaranlık tenhalığına
Bir dolunay vakti görmüşüm gözlerini
Gece mavi olmuş
Yüreğim kanar avuçlarımda. Sensizlik bir sızıdır çünkü. Ey güz mevsimine adadığım eylül akşamı esintisi, sensizliğim kimsesizliğimdir. Gel avut ki büyüsün yüreğim. Yağmur yağsın ve kokusuyla buğulasın yeryüzünü.
Ellerim seni arıyor, gözlerim seni. Belalı bir akşamdan artakalan kimsesizliğim seni arıyor. Yine kahpeleniyor zaman, yine titriyor yüreğim. Gece, üstüme üstüme geliyor.
Ellerinden tuttum aşkı ilkin, bahar gelsin diye. Yağmuru kucakladım, içime çektim nefesini ıslaklığın. Hoyrat bir bozlak tadında yaşadım hep.
Fırtınalar kopardım bir yudum mutlulukta. Ellerimi ellerinde yaktım aşkın. Sırılsıklamım. Küçük bir tebessüm avuttu yıllarca beni. Kiralık sevdaların yılgınlığında yok oldum her gün binlerce kez. Binlerce kez ufka doğdum yeniden.
Bir eylül akşamı, hüzün düştü yüreğime. Bir tenha düş kurdum. Sonra yalnızlık düştü yalınkat. Sonra, sensizleştim iliklerime kadar, bir nefes buğuda adını kazıdım kalbime.
Bir eylül akşamı, tütün dumanında boğdum ihanetleri bir bir. Ne iyi niyet kaldı ne de öfkem, yıldızsız akşamlara.
Bir eylül akşamı, yargısız darağacına vurdum seninle gelenleri ve seninle bıraktıklarımı. Canhıraş yakalanmış sabahın seherinde, güneşi boğdum ellerimle. Yıldız topladım sadağıma, bir atımlık sevdam kaldı.
Ne fırsatlarını bıraktım aşkın ne de fırsat verdim aşka. Kazdığım körkuyuda karanlığa bıraktım biriktirdiklerimi.
Bir eylül akşamı, ne zemheri vardı ne de kavuran sıcaklar. Saçlarını dağıttım deniz esintisinde. Gönlüm daraldı, avuçlarında erittim buzdağını.
Koşmak kadar durduğum yalnızlıkta menekşe gözlerin düştü sevdaya. Bir tutam karanfil derledim samyelinden. Bir tutam aşk düşürdüm gözlerine.
Bir eylül akşamı sana durdum. Bir sana durdum bir de kör olası yalnızlığa.
Ne zaman koptu bilmem içimde fırtınalar, ne zaman kırdım umutlarımı. Deniz ayaklarıma düştü. Sigaram söndü. Kanla çizdim sebebini ölümümün. Bir damla kan dondu damarlarımda. Son bir kez daha buğuladım yağmuru gözyaşlarımda. Son bir kez daha gökkuşağı devşirdim gökyüzünden.
Bir eylül akşamı, yağmur oldum yanaklarına düştüm. Seni bulduğum yerde yitirdim umutlarımı. Sana adadım yalnızlığımı ve ellerimle boğdum yosun kokulu yakamozların hayallerini.
Gel gör ki seni bulduğum yerde yitirdim maveradan devşirdiğim kardelenleri. Gel gör ki seni bulamadım yüreğimdeki tenhada.
Şimdi ne sadağımda yıldız kaldı ne menekşe gözlerin ne de yalnızlığım. Hazan oldu mevsim.
Sevdamın alacakaranlık tenhalığına
Bir dolunay vakti görmüşüm gözlerini
Gece mavi olmuş
Yüreğim kanar avuçlarımda. Sensizlik bir sızıdır çünkü. Ey güz mevsimine adadığım eylül akşamı esintisi, sensizliğim kimsesizliğimdir. Gel avut ki büyüsün yüreğim. Yağmur yağsın ve kokusuyla buğulasın yeryüzünü.
Ellerim seni arıyor, gözlerim seni. Belalı bir akşamdan artakalan kimsesizliğim seni arıyor. Yine kahpeleniyor zaman, yine titriyor yüreğim. Gece, üstüme üstüme geliyor.
Ellerinden tuttum aşkı ilkin, bahar gelsin diye. Yağmuru kucakladım, içime çektim nefesini ıslaklığın. Hoyrat bir bozlak tadında yaşadım hep.
Fırtınalar kopardım bir yudum mutlulukta. Ellerimi ellerinde yaktım aşkın. Sırılsıklamım. Küçük bir tebessüm avuttu yıllarca beni. Kiralık sevdaların yılgınlığında yok oldum her gün binlerce kez. Binlerce kez ufka doğdum yeniden.
Bir eylül akşamı, hüzün düştü yüreğime. Bir tenha düş kurdum. Sonra yalnızlık düştü yalınkat. Sonra, sensizleştim iliklerime kadar, bir nefes buğuda adını kazıdım kalbime.
Bir eylül akşamı, tütün dumanında boğdum ihanetleri bir bir. Ne iyi niyet kaldı ne de öfkem, yıldızsız akşamlara.
Bir eylül akşamı, yargısız darağacına vurdum seninle gelenleri ve seninle bıraktıklarımı. Canhıraş yakalanmış sabahın seherinde, güneşi boğdum ellerimle. Yıldız topladım sadağıma, bir atımlık sevdam kaldı.
Ne fırsatlarını bıraktım aşkın ne de fırsat verdim aşka. Kazdığım körkuyuda karanlığa bıraktım biriktirdiklerimi.
Bir eylül akşamı, ne zemheri vardı ne de kavuran sıcaklar. Saçlarını dağıttım deniz esintisinde. Gönlüm daraldı, avuçlarında erittim buzdağını.
Koşmak kadar durduğum yalnızlıkta menekşe gözlerin düştü sevdaya. Bir tutam karanfil derledim samyelinden. Bir tutam aşk düşürdüm gözlerine.
Bir eylül akşamı sana durdum. Bir sana durdum bir de kör olası yalnızlığa.
Ne zaman koptu bilmem içimde fırtınalar, ne zaman kırdım umutlarımı. Deniz ayaklarıma düştü. Sigaram söndü. Kanla çizdim sebebini ölümümün. Bir damla kan dondu damarlarımda. Son bir kez daha buğuladım yağmuru gözyaşlarımda. Son bir kez daha gökkuşağı devşirdim gökyüzünden.
Bir eylül akşamı, yağmur oldum yanaklarına düştüm. Seni bulduğum yerde yitirdim umutlarımı. Sana adadım yalnızlığımı ve ellerimle boğdum yosun kokulu yakamozların hayallerini.
Gel gör ki seni bulduğum yerde yitirdim maveradan devşirdiğim kardelenleri. Gel gör ki seni bulamadım yüreğimdeki tenhada.
Şimdi ne sadağımda yıldız kaldı ne menekşe gözlerin ne de yalnızlığım. Hazan oldu mevsim.
Paylaş
Ahmet Coşkun ÇAĞLIYAN